.
isvicreincilkilisesi@gmail.com
kirche turkish zürih zürich kilisesi türk kilisesi türkce inci tevrat zürih zürich kilisesi türk kilisesi türkce inci tevrat
İnsanoğlu
dünya denilen gezegen içinde bir yolcudur.. Dünya ise beşikten mezara dek
süren insanlık serüveninin gerçekleştiği yerdir. İnsanoğlu akıl sahibi olarak
yaratıldığı için gerçekten bu dünyanın geçici bir süre efendiliğini üstlenmiş
ve elinin işleriyle dünyayı ya kalkındırmış ya da tam tersini yapmıştır.
Aynı zamanda aklı ile yaratılma amacını da sürekli olarak araştırmaya yönelmiştir.Tanrı
evreni bütün görkemiyle bir düzen içinde yarattıktan sonra “Suretimize,
benzeyişimize göre insan yapalım, ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına,
ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne, ve yerde sürünen her şeye hakim olsun.”
diyerek insanı “...kendi suretinde (benzeyişinde)... (insanı) erkek ve dişi
olarak...” (Kutsal Kitap, Yaratılış 2:26-27)
yaratmıştır. Bu yaratılış insanın muhteşem başlangıcıdır. Düşünen,
araştıran, doğruyu ve yanlışı ayırt edebilen insanın.
Merhabalar
ben İlhami, 24 yaşındayım. 15 yaşlarına kadar ismen bir Müslüman olarak
yaşadım. Çok erken yaşlarda felsefe akımları ve kaba materyalizm ile tanıştım.
Bu yönlü ilgim ve arayışlarım oldukça hızlı gelişiyordu. Tabi ki bu arayış
ve ilgimin doğal bir sonucu olarak da zamanla çok iyi bir ateist oldum.
Aslında daha küçükken de bu ateistane duygular bende biraz da olsa vardı.
Çünkü din(ler) adına yapılanları gördükçe ve yaşadıkça dinlerden, peygamberlerden,
hatta Allah'tan bile nefret eder hale gelmiştim.
Bir ateist olarak yaşamımı sürdürürken, Türkiye'de siyasi bir partide yıllarca
çalıştım. Bu süreçte dört elle sarıldığım ve umut bağladığım tek şey 'Hümanizm'
olgusuydu. Çünkü ben ancak hümaniterlikle her şeyin gerçekleşebileceğine
inanıyordum. Ki bana göre hümaniterlik, eşittir iyi işler, iyi işler eşittir
doğru yaşamaktı. Yani bir nevi böyle yaparak, mutlu olacağımı sanıyordum
'1969
senesinin Agustos ayında Ailece İsviçre`ye geldik. Yardımcı işçi olarak
büyük bir kalorifer fabrikasında işe başladım.
Boş vakitlerimizi diğer Türk arkadaşlarla beraber bir kahvede veya barda bir şeyler içerek, iskambil, konken, langırt gibi oyunlar oynayarak geçiriyorduk. Yaş 18 olunca ,güzel bir araba, ve daha sonra ehliyet alınca çeşitli dans yerlerine gidip eğlenmek, günlük yaşamımız olmaya başladı. Abimle çok iyi anlaşıyorduk, hafta sonlarında beraber gezmeye gittiğimiz de oluyordu, arabayı beraber paylaşıyorduk. Güzel bir yaşamımız vardı. 1974 senesinde, dansta genç güzel bir kızla tanıştım.
Hiç bir zaman İsviçre`li bir kızla evlenmeyeceğim düşüncesi aklımda olduğu
için, arkadaşlığı hiç bir zaman ciddiye almıyordum. Fakat ilk defa hayatın
ciddi bir devresine ayak attığımı aramızdaki konuşmalardan sonra anladım.
Evet..Yusuf...sen ne istiyorsun, ne düşünüyorsun..? gibi sorular beni düşündürmeye
başladı. Bu tanışmamızdan 3 hafta sonra aramızda anlaştık ve karar verdik.
O hayatını bir hıristiyan olarak ,ben de bir Müslüman olarak yaşayacaktık.
Çocuklarımız da bizlerden öğrendiklerinden sonra istediklerini seçmelerine
serbest bırakacaktık. Fakat, bunun bir fakatı daha vardı..
Bu videoyu izlemek için Resmi Tıklayın.

'İsa
kayığa binince, ardından öğrencileri de bindi. Gölde ansızın büyük bir fırtına
koptu. Öyle ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyordu. İsa ise uykuya dalmıştı.
Öğrenciler gidip O'nu uyandırarak, Rab, kurtar bizi, batıyoruz! dediler.
İsa, Ey imanı kıt olanlar, neden korkuyorsunuz? dedi. Sonra kalkıp rüzgârı
ve gölü azarladı. Ortalık sütliman oldu.
Hepsi hayret içinde kaldı. Bu nasıl bir adam ki, rüzgâr da göl de O'nun
sözünü dinliyor? dediler. (Matta:8-24-25).
İsa Mesih ve öğrencileri hep birlikte aynı kayığa biniyorlar gölün karşı yakasına geçmek için. Epey ilerliyorlar, o arada İsa uykuya dalmış. Hiç beklemedikleri bir anda ansızın bir fırtına kopuyor. Bu fırtına öylesine güçlü ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyor. Neredeyse batacaklar. Öğrenciler korku içinde feryat ediyorlar: ’ Rab kurtar bizi, batıyoruz’.
İsa Mesih bizlere sorunsuz, problemsiz bir yaşam vaadetmedi. Bu dünyada
sıkıntılarımızın olacağını söyledi. Ama bu sorun ve sıkıntılar ne denli
büyük olursa olsun, her zaman yanımızda olacağını vaadetti ve zafer sözünü
verdi. İsa Mesih’e her durumda güvenmeliyiz, O’nun bizi yaşamlarımızdaki
fırtınaların, zorlukların ortasında yapayalnız bırakmayacağını bilmeliyiz,
iman etmeliyiz. İmanımız, büyük problemleri, sorunları küçültür. Büyük Tanrı
yüreğimizde yaşarsa, sorunlarımız çok küçülecektir.
'Küçük
bir köyde öğretmen bir anne babanın çocuğu olarak dünyaya geldim. Ben mi
hayalimde canlandırıyorum yoksa gerçekten öyle miydi bilmiyorum ama yeşillikler
içinde, dereleri, buğday tarlaları, kazları, ördekleri, çeşmeleri ile benim
için harika bir dünyaydı, bir masal ülkesi gibiydi adeta. Ben ailemin tek
çocuğuydum, evimizde de okulda da özel bir yerim vardı. Sanırım kendimi
prenses gibi hissediyordum. Küçük bir krallığın hep sevilen, hep şımartılan,
ilgi odağı prensesi… Bu şekilde ailemin, arkadaşlarımın gözbebeği olarak,
dere kıyılarında, tarlalarda koşturarak, neşe içinde geçti çocukluğumun
ilk yılları… Taa ki annemlerin mecburi hizmeti bitip, şehre tayinleri çıkana
kadar. Sonrası zor bir adaptasyon süreciydi.Yeni ev, yeni okul, yeni öğretmen,
yeni arkadaşlar ve prenseslikten sıradan bir küçük kızlığa geçişin dayanılmaz
ağırlığı… Alışmam gereken çok şey vardı ve ben her gün kaçıp köyüme, arkadaşlarıma
geri dönmeyi hayal ediyordum.
'İsa
yine halka seslenip şöyle dedi: Ben dünyanın ışığıyım. Benim ardımdan gelen,
asla karanlıkta yürümez, yaşam ışığına sahip olur.
Ferisiler, Sen kendin için tanıklık ediyorsun, tanıklığın geçerli değil dediler.
İsa onlara şu karşılığı verdi: Kendim için tanıklık etsem bile tanıklığım geçerlidir. Çünkü nereden geldiğimi ve nereye gideceğimi biliyorum. Oysa siz nereden geldiğimi, nereye gideceğimi bilmiyorsunuz. Siz insan gözüyle yargılıyorsunuz. Ben kimseyi yargılamam. Ama yargılasam bile benim yargım doğrudur. Çünkü ben yalnız değilim, ben ve beni gönderen Baba, birlikte yargılarız. Yasanızda da, `İki kişinin tanıklığı geçerlidir' diye yazılmıştır. Kendim için tanıklık eden bir ben varım, bir de beni gönderen Baba benim için tanıklık ediyor.
Yuhanna 8:12-18