.
<< Lütfum sana yeter, Çünkü gücüm, güçsüzlüğünde tamamlanır.>> 2.Korint 2:9
'İsa
kayığa binince, ardından öğrencileri de bindi. Gölde ansızın büyük bir fırtına
koptu. Öyle ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyordu. İsa ise uykuya dalmıştı.
Öğrenciler gidip O'nu uyandırarak, «Rab, kurtar bizi, batıyoruz!» dediler.
İsa, «Ey imanı kıt olanlar, neden korkuyorsunuz?» dedi. Sonra kalkıp rüzgârı
ve gölü azarladı. Ortalık sütliman oldu.
Hepsi hayret içinde kaldı. «Bu nasıl bir adam ki, rüzgâr da göl de O'nun
sözünü dinliyor?» dediler. (Matta:8-24-25).
İsa Mesih ve öğrencileri hep birlikte aynı kayığa biniyorlar gölün karşı yakasına geçmek için. Epey ilerliyorlar, o arada İsa uykuya dalmış. Hiç beklemedikleri bir anda ansızın bir fırtına kopuyor. Bu fırtına öylesine güçlü ki, dalgalar kayığın üzerinden aşıyor. Neredeyse batacaklar. Öğrenciler korku içinde feryat ediyorlar: ’ Rab kurtar bizi, batıyoruz’.
İsa Mesih bizlere sorunsuz, problemsiz bir yaşam vaadetmedi. Bu dünyada sıkıntılarımızın olacağını söyledi. Ama bu sorun ve sıkıntılar ne denli büyük olursa olsun, her zaman yanımızda olacağını vaadetti ve zafer sözünü verdi. İsa Mesih’e her durumda güvenmeliyiz, O’nun bizi yaşamlarımızdaki fırtınaların, zorlukların ortasında yapayalnız bırakmayacağını bilmeliyiz, iman etmeliyiz. İmanımız, büyük problemleri, sorunları küçültür. Büyük Tanrı yüreğimizde yaşarsa, sorunlarımız çok küçülecektir.
Birgün bir kısa hikaye okumuştum, Hintli bir yaşlı usta, çırağının sürekli her şeyden şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Hayatındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı. "Tadı nasıl?" diye soran yaşlı adama öfkeyle "acı" diye cevap verdi. Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerdeki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken ayni soruyu sordu: "Tadı nasıl?" "Ferahlatıcı" diye cevap verdi genç çırak. "Tuzun tadını aldın mi?" diye sordu yaşlı adam, "hayır" diye cevapladı çırağı. Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi: "Yaşamdaki ızdırablar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. ızdırabın miktarı hep aynidir. Ancak bu ızdırabın acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. ızdırabın olduğunda yapman gereken tek şey, ızdırap veren şeyle ilgili hislerini genişletmektir.
Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış...
bu hikyadeki gibi bizlerin sonsuz bir güvencesi var, bu gevencemiz kim? İsa Mesih, o fırtına anında öğrencilerin yanında olmasaydı, öğrencilerin bu denli korkuya kapılmaları çok doğal olurdu. Kutsal Ruh içimizde olunca, Rab yanımızdaymış gibi huzurlu olabiliriz. Bunun için İsa onlara : 'Ey az imanlılar, neden korkuyorsunuz?’ diye sordu. Çünkü kayıkta onların yanındaydı. Kutsal Ruh aracılığıyla da bizim içimizdedir, bizimledir.
Korkular ve şiddetli sıkıntı anlarımızda İsa’yı, O’nun huzurunu ve vaatlerini çok kolay unutabiliriz. O’nun her an yanımızda olduğunu hatırladığımızda hemen bu imansızlığımız için O’ndan özür dileyip bu günahımızdan tövbe etmeli, imanımızı arttırması için O’na yalvarmalıyız. Acıyan ve bağışlayan Rab İsa bizi hemen bağışlayacak ve imanımızı güçlendirecektir. Yepyeni bir imanla, dağ gibi görülen sorunlara İsa’nın adında karşı durabiliriz o zaman.
Büyük sorunlar,acılar ve sıkıntılar hiç beklemediğimiz bir anda fırtına gibi karşımıza çıkabilir. Bu durumlarda İsa’ya olan imanımız denenir. İsa Mesih, fırtınalara bize zarar vermek için değil, ama imanda büyüyebilmemiz için izin verir.. O, fırtınaların tam ortasında bize yardım elini uzatacağına inanmamızı istiyor. Ümitsizlik ve şüphe içinde dua ettiğimizde: ‚Rab, batıyoruz, görmüyor musun?’ diyerek sitemli bir şekilde feryat ederiz. Rabbimiz, çocuklarının kalpten gelen haykırışlarını duyar ve kalkarak yaşamımızdaki fırtınayı azarlar ve her taraf süt liman olur. (Matta 8:26). Bunu her birimiz yaşamlarımızda pek çok kez yaşadık. Bunun için O'na herzaman şükretmeliyiz.
Denenmelere düştüğümüz zaman bazen sınavı kaybederiz, ama üzülmeyelim. İsa’nın, öğrencilerine dönerek: 'Ey az imanlılar!' deyişini hatırlayalım. Kayıkta İsa onların yanındayken, 'Rab, batıyoruz’ diyerek imansızlık ederek feryat ettiklerinde, Rab onların haykırışlarını duydu. Onlara: 'Bana güvenmediniz. Ne haliniz varsa görün!' demedi. Ayağa kalktı, bir sözle fırtınayı azarladı ve herşey sütliman oldu.
Senin yaşamındaki fırtına nedir? Hastalık mı? Yoksulluk mu? Maddi sıkıntı mı? Aile içi geçimsizlikler mi? Bir yakınını kaybetmenin acısı mı? Ölüm korkusu mu? Bunalım mı? Bunlara daha bir çoklarını ekleyebiliriz. Sorun ne denli büyük olursa olsun farketmez. İsa’yı çağırabilirsin. ‘Rab batıyorum, tükendim, bu sorunlarla baş edemiyorum, yardım et ‘ diye feryat edebilirsin. İsa Mesih senin de feryadını duyacak, yardımına koşacak yaşamındaki fırtınayı azarlayarak herşeyi düzene sokacaktır. Çünkü İsa Mesih tüm fırtınaların üzerindedir, fırtınaların hepsinden büyüktür. O yaşayan diri Rab’dir, merhametlidir, sevgi doludur. Kurtuluş elini herkese uzatıyor, kendisini tüm yüreğiyle çağıran herkese. Karanlıkta olanları ışığına çekmek, kaybolanları aramak ve kurtarmak, yaşamlarındaki fırtınalar yüzünden batmak üzere olan herkesin fırtınalarını bir sözle dindirmek istiyor. İsa Mesih sevgi dolu yardım elini sana da uzatıyor. Kutsal Kitap'ta Mezmur 50:15'te şu sözleri okuyoruz:
'Sıkıntı gününde beni çağır, seni kurtarırım ve beni yücelteceksin’.
'Sıkıntı gününde beni çağır' diyen Tanrı'nın bu yardım çağrısı bugün senin için de geçerlidir.
Kaynak : http://www.forum.hristiyanturk.com/index.php?showtopic=1083
www.kolnkilisesi.com
Not : Bu yazıyı Kutsal Ruh'un denetiminde hazırlayıp, Tanrıdan aldığı
esenliği başkaları ilede paylaşmak için hazırlayan Suna Kardeşimize Teşekkür
ediyoruz.