.
Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm............ Matta 11:28
İsa'dan
başka Kurtarıcı Olmadığına dair bir araştırma.
10. iSA
’DAN BAŞKA YOL YOK MU?
Son zamanlarda Texas Üniversitesi'nin
mezunlarından biri yanıma gelip, "Neden Tanrı'ya giden tek yol İsa'dır?"
diye sordu. İsa'nın, Tanrı'ya giden tek yol olduğunu söylediği yerleri
gösterdim. İncil'in ve elçilerin tanıklıklarının güvenilir olduğunu, İsa'ya
Kurtarıcı ve Rab olarak iman etmek için yeterince kanıt olduğunu açıkladım.
Ama çocuk yine aynı soruyu sordu. "İyi ama, neden İsa? Tanrı'yla
ilişki kurabileceğim başka bir yol yok mu? Peki ya diğerleri? Kişi yalnızca
iyi ve ahlaklı bir yaşam sürerek Tanrı'ya ulaşamaz mı? Tanrı eğer söylediğiniz
gibi sevgi doluysa neden tüm insanları oldukları gibi kabul etmiyor?"
muhammedmi isamı musamı davutmu gerçek
kurtarıcı kim?
Bir
iş adamı bir keresinde bana şöyle demişti: "Tamam, İsa'nın Tanrı'nın
Oğlu olduğunu kanıtladınız. Ama İsa'dan başka Tanrı'ya giden hiçbir yok
yoktur demeyin bari."
Yukarıdaki
yorumlar bugün birçok kişinin sorularını dile getiriyor. Gerçekten, insanın
Tanrı'yla ilişki kurması ve günahlarının bağışlanması için neden İsa'yı
Kurtarıcı ve Rab olarak kabul etmesi gereklidir? Bu tür soruların nedeni
insanların Tanrı'nın kim olduğunu bilmemelerinden kaynaklanıyor. Genelde
şöyle soru sorulur. "Sevgi dolu bir Tanrı, günahkâr insanın cehenneme
gitmesine nasıl izin verebilir?" Fakat, "Kutsal, adil ve doğru
olan bir Tanrı nasıl günahkâr insanı yanında barındırabilir?" Birçok
kişi Tanrı'nın sevgi dolu bir Tanrı olduğuna inanıyor, ama işte o kadar...
Oysa Tanrı yalnızca sevgi Tanrısı değildir. Tanrı aynı zamanda doğru,
adil ve kutsaldır.
Tanrı'yı
çoğu zaman sıfatları aracılığıyla tanırız. Ancak sıfat Tanrı'nın bir parçası
değildir. Tüm sıfatları; doğruluğu, sevgiyi, adaleti ve kutsallığı alıp
birbirine eklersek, toplamı Tanrı eder gibi bir düşünce gerçeğe uygun
değildir. Sıfat, Tanrı hakkındaki bir gerçeği ifade eder. Örneğin Tanrı
sevgidir dediğim zaman, sevginin Tanrı'nın bir parçası olduğunu söylemiyorum.
Tanrı sevmektedir, çünkü kendisi sevgidir.
Ancak
insanlığın günaha düşmesiyle başlayıp gelişen bir sorun vardır. Tanrı
başlangıçta erkek ve kadını yaratmaya karar vermiştir. İncil'e göre Tanrı
sevgisini ve görkemini paylaşmak için insanı yaratmıştır. Ne var ki, Adem
ve Havva Tanrı'ya baş kaldırmış ve kendi isteklerini yapmak istemişler,
bu şekilde de insan soyuna günah girmiştir. O andan itibaren insanlık
günahkâr olmuş ve Tanrı'yla insan arasında derin bir uçurum oluşmuştur.
Tanrı görkemini paylaşmak için insanları yaratmış, fakat insanlar O'nun
buyruğunu reddetmiş ve günahı tercih etmişlerdir. Tanrı sevgi dolu olduğu
kadar kutsal, adil ve doğru bir Tanrı olduğundan günahkâr insanı yok etmesi
gerekiyordu. İncil'de "günahın ücreti ölümdür" der. Dolayısıyla
ortada büyük bir sorun vardır.
Bu
sorunu çözmek için Tanrı Oğlu İsa, insan bedeni alacak ve dünyaya gelecekti.
Yuhanna 1.bölümde bu konu açıklanıyor. Tanrısal Söz'ün beden alması ve
aramızda yaşaması anlatılıyor. Yine İncil, Filipililer 2. bölümde, Tanrı
Oğlu'nun tüm yüceliğinden soyunarak kul özünü aldığı söyleniyor.
İsa,
Tanrı'ydı ama aynı zamanda insan bedeni almıştı. Kendi seçimiyle günahsız
bir yaşam sürdü ve Baba'ya tamamen itaat etti. "Günahın ücreti ölümdür"
sözleri O'nun için geçerli değildi. Çünkü kısıtlı bir insan olmasına karşın
aynı zamanda da sınırsız Tanrı'ydı. Tüm dünyanın günahlarını üstlenecek
sonsuz güce sahipti. 2000 yıl önce çarmıha gerildiği zaman kutsal, doğru
ve adil olan Tanrı, tüm öfkesini Oğlu'nun üzerine döktü. Tanrı'nın, insanın
günahları üzerindeki öfkesi kalkmıştı. Çünkü bu günahların cezasını İsa
kendi üzerine almıştı.
İnsanlara
sık sık, "İsa kimin için öldü?" sorusunu sorarım ve genellikle,
"Benim için" ya da "Dünya için" yanıtını alırım. "Evet,
doğru" derim, "ama başka kimin için öldü?" "Bilmiyorum"
diye cevap verdikleri zaman "Baba Tanrı için" yanıtını veririm.
Mesih yalnızca bizim için değil Baba için de öldü. İncil, Romalılar 3.bölümde
aklanmadan söz edilirken bu da anlatılıyor. Aklanma, "gerekenin tedarik
edilmesi" anlamına gelir. İsa çarmıhta öldüğü zaman yalnızca bizim
uğrumuza değil, Tanrı doğasının gereğini yerine getirmek, Tanrı'nın insan
günahlarına karşılık vereceği cezayı çekmek için de öldü.
İsa'nın
çarmıhta sunduğu bağışlamayı göstermek için uzun bir süre önce gerçekleşen
bir olayı anlatabilirim. Genç bir kadın arabasıyla çok hızlı gitme suçundan
tutuklanmıştı. Kendisine suç bildirisi yapıldı ve yargıcın önüne çıkarıldı.
Yargıç suçlamayı okudu ve "Doğru mu, değil mi?" diye sordu.
Kadın, "Doğru" diye yanıtladı. Bunun üzerine yargıç tokmağını
vurdu ve kadını yüksek miktarda para cezasına çarptırdı. Ardından tuhaf
bir şey oldu. Yargıç ayağa kalktı, cübbesini çıkardı, kürsüden indi ve
cezayı kendisi ödedi. Nedir bunun açıklaması? Yargıç kadının babasıydı.
Kızını seviyordu, ama aynı zamanda adil bir yargıçtı. Kızı kurallara uymamıştı.
"Seni seviyorum ve bağışlıyorum. Gidebilirsin" de diyemezdi.
Çünkü o zaman doğru bir yargıç olamazdı. Ama kızını o kadar çok seviyordu
ki, yargıç cübbesini çıkarıp, kürsüden indi, babası olarak kadını temsil
etti ve cezayı kendisi ödedi.
Bu
örnek, Tanrı'nın İsa Mesih aracılığıyla günahlarımızı nasıl bağışladığını
kısmen gösteriyor. Bizler günahlıyız. İncil, "Günahın ücreti ölümdür"
der. Tanrı bizi ne kadar çok severse sevsin, tokmağı vurup ölüm cezası
vermek zorundadır, çünkü adil ve doğru bir Tanrı'dır. Ama aynı zamanda
sevgi dolu bir Tanrı olduğundan, tahtından inip insan bedeni alıp İsa
Mesih kimliğine bürünerek günahlarımızın cezasını ödedi. Çarmıha gerilerek
öldü.
Birçok
kişi "Neden?" diye sorabilir, "bütün bunlara hiç gerek
yoktu ki... Tanrı bunları yapmadan da bizi bağışlayamaz mı?" Hatta
bir fabrika müdürü, "İşçilerim bir şey kırdıklarında, ben onları
bağışlıyorum, oluyor bitiyor" demişti. Sonra da bana dönüp, "Ben
bağışlayabiliyorsam, Tanrı haydi haydi bağışlar" diye ekledi. Oysa
insanlar şunu fark edemiyorlar: Bağışlamanın olduğu yerde ödenecek bir
ücret de vardır. Örneğin, diyelim ki kızım evde bir lamba kırdı. Ben de
sevgi dolu, bağışlayıcı bir babayım. Kızımı kucağıma alıp, "Olur
böyle şeyler, canım, seni bağışlıyorum" diyorum. Diyeceksiniz ki,
"Tanrı da böyle yapsın!" Peki ama, kızımın kırdığı lambanın
ücretini kim ödeyecek? Her zaman için bağışlama karşılığında ödenen bir
bedel vardır. Biri gelip herkesin içinde size hakaret etti. Siz de onu
kibar bir şekilde bağışladınız. Ancak, hakaretin bedelini kim ödeyecek?
Siz...
İşte
Tanrı'nın yaptığı da budur. Tanrı, "Seni bağışlıyorum" demiş,
bedelini de çarmıhta kendisi ödemiştir.