.
Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm............ Matta 11:28
İsa'dan
başka Kurtarıcı Olmadığına dair bir araştırma.
3. PEKİ YA BİLİM NE DİYOR İSA İÇİN? hıristiyanlık bilim isa peygamber miydi bilim ne diyor
Birçok kişi Mesih’e iman etmemek için,
“Bilimselliği kanıtlanmayan hiçbir şey gerçek ya da kabul edilmeye değer
değildir” görüşünü dile getiriyor. Ne var ki hiç kimse, İsa’nın Tanrı olduğunu
ya da dirilişini bilimsel olarak kanıtlayamaz.
Felsefe
ya da tarih dersinde bana sık sık, “İnandığını bilimsel olarak kanıtlayabilir
misin?” sorusu sorulur. Ben de, “Hayır, bilim adamı değilim” diye yanıt
veririm. Ardından sınıfta gülüşmeler olur ve birkaç kişi, “O zaman boşuna
konuşma” ya da “Gördün mü, seninkisi kör iman" gibi sözler söylerler.
Yakın
zamanda uçakla yolculuk yaparken yanımdaki yolcuya neden Mesih’e iman ettiğimi
anlatıyordum. O anda yolcuları selamlayan pilot konuşmamızı duydu. “Ama
bir sorun var” diye söze karıştı. “Nedir o?” diye sorduğumda, “Bunları bilimsel
olarak kanıtlayamazsın” yanıtını aldım.
Çağdaş
insanlığın kafa yapısı çok şaşırtıcı bir düzeye ulaştı. Günümüzde, “bilimselliği
kanıtlanamayan bir şey, gerçek değildir” düşüncesine sahip olan o kadar
çok kişi var ki! Ancak bu düşünce doğru değildir! Çünkü böyle bir sonuca
varmadan önce, bilimsel kanıt ile geçerli tarihsel kanıt arasındaki farkı
anlamamız gereklidir. İkisini de açıklayayım.
Bilimsel
kanıt, gerçeği sorgulayan kişinin huzurunda olayı yineleyerek bir şeyin
doğruluğunu göstermektir. Gözlemlerin yapılabileceği, verilerin toplanabileceği
ve tezlerin onaylanacağı, kontrollü bir ortam olması gereklidir.
Bilimsel
yöntem, nasıl tanımlanırsa tanımlansın, olgunun ölçülmesine, deneylere ve
yinelenen gözlemlere dayanır. Bilim, deney ve gözlem sonuçlarına dayanarak
gelişen, birbirine bağlı bir kavramlar dizisidir. Bir tezin doğruluğunu,
kontrollü deneyleri kullanarak sınamak çağdaş bilimsel yöntemin ana tekniklerinden
biridir. Örneğin birisinin kalkıp, “Su 100 derecede kaynamaz” dediğini varsayalım.
Bu kişiyi alıp mutfağa götürür, bir cezveye su koyar, kaynama noktasını
da dereceyle ölçerim. Gözlemleri yapıp, verileri toplarım ve tezin doğruluğunu
bu şekilde değerlendirmiş olurum. Böylece o kişiye bilimsel olarak suyun
100 derecede kaynadığını kanıtlarım.
Şimdi,
eğer bilimsel yöntem bir şeyi kanıtlamanın tek yoluysa, bu sabah kalkıp
işe gittiğinizi ya da öğle yemeğinde köfte yediğinizi kanıtlayamazsınız.
Çünkü bu olayları kontrollü bir durumda tekrarlamanıza olanak yoktur.
Bilimsel
kanıtın yanı sıra bir de geçerli tarihsel kanıt dediğimiz bir kavram vardır.
Bu şekilde, bir şeyin gerçek olduğunu kuşkuya yer vermeden kanıtlayabilirsiniz.
Örneğin mahkemede, eldeki kanıtların değerine göre hüküm verilir. Ancak
bunun için kararın doğruluğuna ilişkin kuşku kalmamalıdır. Hükmün doğruluğu,
üç çeşit tanıklık incelenerek değerlendirilir; sözlü tanıklık, yazılı tanıklık
ve ipuçları (kurşunlar, parmak izleri vb. gibi). Olayı değerlendirmenin
geçerli yöntemini kullanarak, bu sabah işe gittiğinizi ya da öğle yemeğinde
köfte yediğinizi kanıtlayabilirsiniz. Çünkü arkadaşlarınız ya da patronunuz
sizi görmüştür. Veya yemek yediğiniz lokantanın fişi yanınızdadır.
Bilimsel
yöntem yalnızca tekrarlanabilen olguları kanıtlamak için kullanılır. Tarihte
yaşayan kişilerin ya da olayların gerçekliğini kanıtlamak için ise yetersizdir.
Bilimsel yöntem aracılığıyla, “Napolyon gerçekten yaşadı mı?”, “Büyük İskender
ne zaman doğdu?” ya da “İsa Mesih ölümden dirildi mi?” gibi sorular yanıtlanamaz.
Bu olaylar, bilimsel kanıt sahası dışına çıkar. Doğrulukları ancak geçerli
tarihsel kanıtlar aracılığıyla belirlenebilir. Başka bir deyişle, gözlemlere,
verilerin toplanmasına, tezlere, tümevarıma ve deneyerek doğrulamaya dayanan
bilimsel yöntem, “İsa’nın Tanrı Oğlu olduğu kanıtlanabilir mi?” ya da “Ölümden
dirildi mi?” gibi sorulara yanıt veremez. Bununla birlikte, geçerli tarihsel
kanıta dayanacak olursak, tanıklıkların güvenilirliğini sınamak zorundayız.
Beni en çok etkileyen noktalardan biri de Mesih inancının kör ve cahil değil,
akıl üzerine kurulmuş bir inanç olduğudur. İncil’de kişiden akılcı bir iman
beklenir. İsa, insanları hiçbir zaman gerçeği göz ardı etmeye teşvik etmemiş,
tam tersi, “Gerçeği bileceksiniz” demiştir (İncil: Yuhanna 8. bölüm). Mesih’e,
"En önemli buyruk hangisidir?” diye sorulduğunda, “Tanrın olan Rab’bi
bütün yüreğinle ve aklınla sevmek” yanıtını vermiştir. İnsanların çoğunun
sorunu yürekleriyle görmek istememeleridir. Ayrıca Mesih’le ilgili gerçekler
asla kafalarına girmez. Oysa bize, Tanrı’yı tanımak için Kutsal Ruh’un işleviyle
çalışabilecek bir akıl, O’nu sevmek ve izlemek için de bir yürek verilmiştir.
Tanrı’yla mümkün olan en derin ilişkiyi tatmak ve O’nu yüceltmek için bunları
kullanmamız gereklidir. Okuyucumun ne düşündüğünü bilemem, ama aklımın reddettiğine
yüreğim de inanamaz. Aklım ve yüreğim uyum içinde işlev görsünler diye yaratılmıştır.
Kimseden, Mesih’e Rab’bi ve Kurtarıcısı olarak iman ederken, akıl ve mantık
kurallarını çiğnemesi beklenmiyor.
Sonraki
dört bölümde, yazılı belgelere, sözlü tanıklığa ve Mesih’i gözleriyle gören
kişilerin kayıtlarına bakacağız.