.
Ey bütün yorgunlar ve yükü ağır olanlar! Bana gelin, ben size rahat veririm............ Matta 11:28
İsa'dan
başka Kurtarıcı Olmadığına dair bir araştırma.
7. SAUL’A NE OLDUĞUNU DUYDUNUZ MU?
Birçok üniversitede konuşmalar yapan
bir arkadaşım vardı. Günün birinde yine konuşma yapmak amacıyla bir kampüse
vardığında şaşkına döndü. Öğrenciler, kendisini "üniversiteli bir
tanrıtanımazla" yüzleştirmek için hazırlık yapıyorlardı. Rakibi,
Mesih inancına beslediği büyük düşmanlıkla tanınan etkili bir felsefe
profesörüydü. İlk konuşmayı arkadaşım yaptı. İsa'nın dirilişine ilişkin
çeşitli kanıtları, elçi Pavlus'un imana gelişini ortaya koydu. Mesih'in,
yaşamını nasıl değiştirdiğine dair kendi tanıklığını verdi. isa
mesihin elçisi Pavlus saul pavlusa ne oldu isanın elçisimi yalancımı?
Konuşma
sırası profesöre geldiğinde son derece sinirli olduğu görülüyordu. Dirilişe
ilişkin kanıtları ve arkadaşımın tanıklığını çürütemiyordu. Bu yüzden
elçi Pavlus'un imana gelişi konusuna saldırmaya karar verdi. Bu gerçeği
çürütmek için, "insanlar, bazen savaş verdikleri şeye karşı psikolojik
açıdan derin bir katılımda bulunurlar. Sonunda da bunları salıverirler"
düşüncesini kullandı. Arkadaşım o an gülümsedi ve "Dikkatli olmalısınız,
sayın profesör" dedi. "Çünkü o zaman sizin de İsa'ya iman etme
tehlikeniz var demektir."
Mesih
inancını doğrulayan en etkili tanıklıklardan biri de Tarsus'lu Saul'un,
önceleri Mesih inancının en büyük düşmanıyken, sonraları İsa'nın elçisi
Pavlus haline gelmesidir. Saul, Yahudi bir milliyetçi ve din önderiydi.
Tarsus'ta doğmuş olması, zamanın en ileri öğrenimini görmesine yaradı.
Tarsus, Stoacı düşünürleri ve kültürüyle bilinen bir üniversite şehriydi.
Yunan coğrafyacısı Strabo, eğitim ve felsefe konusundaki üstünlüğünden
dolayı Tarsus'a mersiyeler yazmıştır.
Pavlus
babası gibi, yüksek bir ayrıcalık sayılan Roma vatandaşlığına sahipti.
Grek kültürü ve düşüncesinde eğitim görmüştü. Grekçe dil bilgisi çok iyiydi;
çeşitli lehçe ve ağızları kullanabiliyordu. Konuşmalarında Grek ozanlarından
ve düşünürlerinden alıntılara yer vermişti:
İncil,
Elçilerin İşleri 17:28, "Nitekim, 'O'nda yaşıyor ve deviniyoruz;
O'nda varız.'" (Epimenides) Ozanlarınızdan bazılarının belirttiği
gibi, "Biz de O'nun soyundanız" (Aratus, Kleantes).
İncil,1.Korintliler
15:33, "Aldanmayın, 'kötü arkadaşlıklar iyi huyu bozar'" (Menander).
İncil,
Titus 1:12, "Kendilerinden biri, öz peygamberlerinden biri şöyle
demiştir: 'Giritliler hep yalancı, azgın canavarlar, tembel oburlardır.'"
Pavlus
Yahudi eğitimi almış, Ferisilerin katı öğretişleriyle beslenmişti. On
dört yaşlarındayken öğrenim görmesi için zamanın en iyi öğretmenlerinden
Hillel'in torunu olan Gamaliyel'in yanına verilmişti. Pavlus yalnızca
Ferisi olmakla kalmıyor, aynı zamanda Ferisilerin soyundan geliyordu.
"Atalarımın geleneklerini savunmakta son derece gayretli ve Yahudi
dininde, yaşıtım olan soydaşlarımın birçoğundan daha ilerideydim"
diyerek övünebiliyordu (İncil, Galatyalılar 1:14).
Pavlus'un
nasıl iman ettiğini anlamak isterseniz, önceleri neden Mesih inancına
bu denli karşıt olduğuna bakmalısınız. Pavlus Yahudi şeriatine son derece
bağlı olduğundan, Mesih'e ve ilk imanlılara yılmayan bir savaş açmıştı.
Pavlus'un
Mesih inancının bildirisine karşı olmasının nedeni İsa'ya Mesihlik rolü
verilmesi değil, şeriatın kurtarıcılık rolünün hiçe sayılıp tek kurtuluşun
İsa'da olduğu iddiasıydı. Pavlus, Mesih inancına karşıydı, çünkü ona göre
kurtuluşun yolu Şeriat'ten geçiyordu. Britannica ansiklopedisi şöyle bir
açıklama getiriyor: "Kendilerine imanlılar (Hıristiyanlar) adı verilen
Yahudilerin yeni kolu, Pavlus'un Yahudi eğitiminin ve çalışmalarının özüyle
taban tabana çelişkiliydi. Bu nedenle, bu kolu yok etmek Pavlus'un başlıca
tutkusu oldu (İncil, Galatyalılar 1:13). İmanlıları yakalayıp öldürmeye
başladı (İncil, Elçilerin İşleri 26:9-11). İnanlılar topluluğunu kırıp
geçiriyordu. Ev ev dolaşarak, kadın erkek demeden imanlıları dışarı sürüklüyor,
hapse atıyordu (İncil, Elçilerin İşleri 8:3). Başkâhinlerden, İsa'nın
izleyicilerini tutuklamak ve mahkeme önüne çıkarmak için yetki almıştı.
Ancak
sonradan Pavlus değişiverdi: "Saul ise Rab'bin öğrencilerine karşı
hâlâ tehdit ve ölüm soluyordu. Başkâhine gitti, Şam'daki havralara verilmek
üzere mektuplar yazmasını istedi. Orada İsa'nın yolunda yürüyen kadın
erkek, kimi bulsa tutuklayıp Kudüs'e getirmek niyetindeydi. Yol alıp Şam'a
yaklaştığı sırada, birdenbire gökten gelen bir ışık çevresini aydınlattı.
Yere yıkılan Saul, bir sesin kendisine, 'Saul, Saul, neden bana zulmediyorsun?'
dediğini işitti. Saul, 'Ey efendim, sen kimsin?' dedi. 'Ben, senin zulmettiğin
İsa'yım' diye cevap geldi. 'Haydi kalk ve kente gir, ne yapman gerektiği
sana bildirilecek.' Saul'la birlikte yolculuk eden adamların dilleri tutuldu,
oldukları yerde kalakaldılar. Sesi duydularsa da, kimseyi göremediler.
Saul yerden kalktı, ama gözlerini açtığında hiçbir şey göremiyordu. Sonra
kendisini elinden tutup Şam'a götürdüler. Üç gün boyunca gözleri görmeyen
Saul hiçbir şey yiyip içmedi.
"Şam'da
Hananya adında bir İsa öğrencisi vardı. Bir görümde Rab ona, 'Hananya!'
diye seslendi. 'Buradayım, Rab' dedi Hananya. Rab ona, 'Kalk' dedi, 'Doğru
Sokak denilen sokağa git ve Yahuda'nın evinde Saul adında Tarsuslu birini
ara. Şu anda orada dua ediyor. Görümünde yanına Hananya adlı birinin geldiğini
ve gözlerini açmak için ellerini kendisinin üzerine koyduğunu görmüştür"
(İncil, Elçilerin İşleri 9:10-12).
isa
mesihin elçisi Pavlus saul pavlusa ne oldu isanın elçisimi yalancımı
Bu
noktada İmanlıların neden Pavlus'tan korktukları anlaşılabilir: "Hananya
şöyle karşılık verdi: 'Rab, birçoklarının bu adam hakkında neler anlattıklarını
duydum. Kudüs'te senin kutsallarına nice kötülük yapmış! Burada da senin
adını anan herkesi tutuklamak için başkâhinlerden yetki almıştır.' Rab
ona, 'Git!' dedi. 'Bu adam, benim adımı diğer uluslara, krallara ve İsrail
oğullarına duyurmak üzere seçilmiş bir aracımdır. Benim adım uğruna ne
kadar sıkıntı çekmesi gerekeceğini ona göstereceğim.' Bunun üzerine Hananya
gitti, eve girdi ve ellerini Saul'un üzerine koydu. 'Saul kardeş' dedi,
'sen buraya gelirken yolda sana görünen Rab, yani İsa, gözlerin açılsın
ve Kutsal Ruh'la dolasın diye beni yolladı.' Hemen o anda Saul'un gözlerinden
perde gibi bir şeyler düştü. Yeniden görmeye başlayan Saul kalktı, vaftiz
oldu, sonra yemek yiyip kuvvet buldu" (İncil, Elçilerin İşleri 9:13-19).
Pavlus daha sonra, "Rabbimiz İsa'yı görmedim mi?" şeklinde konuşmuştur
(İncil, 1.Korintliler 9:1). Mesih'in kendisine görünmesini, dirilişinden
sonra elçilere görünmesiyle birlikte dile getirmiştir. "Bundan sonra
Yakup'a, sonra bütün elçilere ve en son, zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen
bana da göründü" (İncil,1.Korintliler 15:7-8).isa
mesihin elçisi Pavlus saul pavlusa ne oldu isanın elçisimi yalancımı?
Pavlus
İsa'yı, karşı koyamayacağı bir şekilde gördü. Müjdeyi kendi seçimiyle
değil, gereklilikten duyurdu. "Müjde'yi yayıyorum diye övünmeye hakkım
yok. Çünkü bunu yapmakla yükümlüyüm. Müjde'yi yaymazsam vay halime!"
(İncil,1.Korintliler 9:16).
Pavlus'un
İsa'yla karşılaşması ve ardından iman edişi, ani ve beklenmeyen bir biçimde
gerçekleşti. "Ben öğleye doğru yol alıp Şam'a yaklaşırken, birdenbire
gökten parlak bir ışık çevremi aydınlatıverdi" (İncil, Elçilerin
İşleri 22:6). Pavlus bu göksel kişinin kim olduğunu tahmin edemezdi. Nitekim
Nasıralı İsa olduğunu duyunca şaşkına döndü ve titremeye başladı.
Pavlus'a
Şam yolunda neler olduğuna ilişkin tüm ayrıntıları, kronolojisini ve psikolojisini
bilemeyiz. Ama bildiğimiz tek şey, Pavlus'a, yaşamının her yönünü köklü
bir biçimde değiştiren bir şey olduğudur.
İlk
önce Pavlus'un kişiliği değişti. Britannica ansiklopedisi Pavlus'un iman
etmeden önceki halini zalim, acılık dolu, yobaz, kibirli, öfkeli sözleriyle
tanımlar. Oysa imana geldikten sonra sabırlı, kibar, özverili bir insan
olmuştur.
İkincisi,
Pavlus'un İsa'yı izleyenlerle arasındaki ilişki değişti. "Saul, birkaç
gün Şam'daki öğrencilerin yanında kaldı" (İncil,Elçilerin İşleri
9:19). Elçilere gittiği zaman da onların dostluğuyla karşılandı.
Üçüncüsü,
Pavlus'un bildirisi değişti. Yahudi mirasına olan sevgisi devam etse bile,
acılık dolu bir düşmandan, Mesih inancının ateşli bir yayıcısı haline
dönüştü. "Havralarda İsa'nın Tanrı'nın Oğlu olduğunu hemen duyurmaya
başladı" (İncil,Elçilerin İşleri 9:20). Pavlus'un düşünceleri değişime
uğramıştı. Geçirdiği deneyim Pavlus'u Ferisilerin iddialarının tersine,
İsa'nın Mesih olduğunu kabul etmeye yöneltti. Yeni kabul ettiği Mesih
kavramı, düşünüşünde tam bir devrim yarattı. Pavlus, önceleri çarmıha
gerilmiş bir adamın Mesih olamayacağını şiddetle savunuyordu. Ancak İsa'nın
Mesih olduğunu kendisi de anlayınca, düşüncelerini yeniden gözden geçirmek
zorunda kaldı.
Çarmıhta
ölüme mahkum edilmek Tanrı'nın laneti anlamına geliyordu. İsa da bu şekilde
öldüğünden Pavlus, O'nun Mesih olduğu iddialarına şiddetle karşı çıkıyordu.
Ancak sonradan, çarmıhın Tanrı'nın Mesih aracılığıyla dünyayı kendisiyle
barıştırma amacını taşıdığını gördü. Pavlus çarmıh aracılığıyla Mesih'in
uğrumuza lanetlendiğini (İncil,Galatyalılar 3:13) ve Tanrı'nın Mesih'i
bizim için günah yaptığını (İncil, 2. Korintliler 5:21) gördü. Mesih'in
ölümü yenilgi değil, dirilişle pekişen büyük bir zaferdi. Çarmıh bir sendeleme
taşı değil, Tanrı'nın Mesih aracılığıyla sunduğu kurtuluşun özüydü. Pavlus'un
müjdeyi yaymaya yönelik vaazları, Mesih'in acı çekip ölümden dirilmesi
gerektiğine ilişkin kanıtlar sunmaktan ibaretti. "Size duyurmakta
olduğum bu İsa, Mesih'tir" diyordu (İncil, Elçilerin İşleri 17:3).
Dördüncüsü,
Pavlus'un görevi değişmişti. Pavlus, Yahudi olmayanlardan nefret eden
bir kişiydi. Ancak yine Yahudi olmayanlara hizmet ederek, onlara müjdeyi
duyuran bir kişi haline dönüştü. Yahudi milliyetçisi yerine Yahudi olmayanların
müjdecisi oldu. Pavlus, Yahudi olmayanları Tanrı'nın seçilmiş halkından
düşük düzeydeki ikinci sınıf insanlar olarak aşağılıyordu. Ne var ki Şam'da
geçirdiği deneyim, Pavlus'u, yaşamı ve amacı Yahudi olmayanlara hizmet
etmeye adanmış bir elçi durumuna getirdi. Pavlus kendisine görünen Mesih'in,
tüm insanların Kurtarıcısı olduğunu kavramıştı. Pavlus, Yahudiliği sıkıca
gözeten bir Ferisiyken, şiddetle karşı koyduğu bu Mesih inancının baş
savunucusu durumuna gelmişti. Öyle değişmişti ki: "Onu duyanların
hepsi şaşkına döndü. 'Kudüs'te bu adı ananları kırıp geçiren adam bu değil
mi? Buraya da, öylelerini tutuklayıp başkâhinlere götürmek amacıyla gelmedi
mi?' diyorlardı" (İncil, Elçilerin İşleri 9:21).
Tarihçi
Philip Schaff şunları söylemiştir: "Pavlus'un iman edişi, yalnızca
kendi kişisel yaşamında değişiklik yaratmakla kalmamış, ilk kilisenin,
dolayısıyla da insanlığın tarihinde büyük bir dönüm noktası olmuştur.
Pentikost mucizesinden sonra en verimli olaydır. Üstelik Mesih inancının
evrensel zaferinin devam etmesine yaramıştır."
Houston
Üniversitesi'nde öğle yemeği yerken, bir öğrencinin yanında oturuyordum.
Onunla Mesih inancını tartışmaya başladım. Bana, Mesih'e ya da Mesih inancına
ait olan hiçbir tarihsel kanıt bulunmadığını söyledi. Bu çocuk bir tarih
öğrencisiydi. Ders kitaplarından birinin Roma tarihine ait olduğunu gördüm.
Kitabın içinde, elçi Pavlus ve Mesih inancı üzerine bir bölüm olduğunu
söyledi. Bölümü okuduktan sonra Pavlus'la ilgili kısmın Tarsus'lu Saul'un
yaşamını tanımlayarak başladığını ve Elçi Pavlus'un yaşamını tanımlayarak
bittiğini görerek şaşırdı. Kitabın son paragrafında, Pavlus'un bu iki
kişiliği arasında ne olduğunun bilinmediğini yazıyordu. İncil'de Elçilerin
İşleri kitabını açıp Mesih'in ölümden dirildikten sonra Pavlus'a göründüğü
kısmı gösterdim. Öğrenci, Pavlus'un iman edişinin en mantıklı açıklamasının
bu olduğu sonucuna vardı. Sonradan kendisi de Mesih'e Kurtarıcı olarak
iman etti.
Elias
Andrews şöyle bir yorum yapıyor: "Ferisilerin Ferisisi bu kişinin
köklü değişimi, iman ettiği inancın doğruluğuna ve gücüne en inandırıcı
kanıttır. Pavlus'un başarıları yanında Büyük İskender'in ve Napolyon'un
başarıları sönük kalır." Pavlus, "sekiz kez zincire vuruldu,
müjdeyi Doğu'da ve Batı'da duyurdu. Batı'nın sınırına geldi; ve yöneticiler
tarafından şehit edildi."
Pavlus
defalarca, ölümden dirilmiş olan Mesih'in yaşamını değiştirdiğini belirtti.
Mesih'in ölümden dirildiğine öyle emindi ki, kendisi de inancı yüzünden
şehit oldu.
Oxford
Üniversitesi'nden iki profesör, Mesih inancının temelini yıkmaya karar
verdiler. Birisi dirilişin yanlışlığını kanıtlarken, diğeri Tarsus'lu
Saul'un asla iman etmediğini ortaya koyacaktı. Ne var ki ikisi de tam
tersi sonuçlara ulaştılar ve İsa'nın ateşli izleyicileri oldular. Şöyle
yazmışlardır: "Yalnızca Pavlus'un iman edişi ve elçiliği bile Mesih
inancının Tanrısal bir esin olduğunu kanıtlamaya yeterlidir. Pavlus'un
Mesih uğruna 25 yıllık hizmeti ve acılara katlanışı gerçektir. O halde
iman edişi de gerçektir. Çünkü her şey bu ani değişiklikle başladı. Pavlus'un
iman edişi gerçekse, İsa Mesih ölümden dirilmiştir. Çünkü Pavlus'un yaptığı
her şey tümüyle Mesih'i görmüş olması temeline dayanıyordu.